Beren ve CapitaliZoo neden iyi değil, neden kötü değil? | Kısaçalar #10

Şaşılmayacak bir biçimde yayınlandığı andan bu yana Beren Saat'in şarkısı CapitaliZoo gündemde. Bir tarafta şarkının anlatmak istediği şeyi ve Beren Saat'i (elbette dolaylı yoldan Kenan Doğulu'yu) anlayabildiğini öne sürenler diğer tarafta da şarkıyı beğenmeyenler, eleştirenler hatta alaya alanlar duruyor. Bir de tabii her internet meselesinde var güçleriyle, kendilerini parçalarcasına ortaya atılan bir “nefret edenler” grubu mevcut. Bu son grubu kendi haline bırakıp şarkıya bir bakış atmam gerekirse; şakalara gülmekten geri durmayarak kendimi ilk gruba daha yakın hissediyorum. “Kardeşim bu kadar taklayı 'Beğendim' demekten çekindiğin için mi atıyorsun yoksa Beğenmedim' demekten çekindiğin için mi?” diye soruyor olabilirsiniz. Öncelikle siz hayırdır?! Yok yok latife ediyorum. Samimyetle şunu söyleyebilirim ki çekincem falan yok zira şarkı bu kadar önemsenecek bir şarkı değil.

Hakikaten Beren Saat'in canı böyle bir şey denemek istemiş olabilir. Sözleri kendisinin yazdığını görüyoruz. Prodüktör koltuğunda ise Kenan Doğulu oturuyor. Yani şarkının son halinden memnun değilsek müracaat için Kenan Bey'e başvurabiliriz. Benim en çok ilgimi çeken ise şarkıda bas gitarı Michael League'in çalması oldu. Efsanevi fusion grubu Snarky Puppy'nin kurucusu League, grubun basçısı olmaktan öte aslında müzikal direktör koltuğunda oturmakta. Öte yandan Michael League'in Türk müziğine ve bu toprakların seslerine duyduğu ilgi aşikar. Bu bağlamda teklifin nasıl gittiği, Doğulu ve League'in tanışıklığı, şarkının oluşumunda bir payı olup olmadığı da merak konusu.

Kenan Doğulu 12 Şubat akşamı Zorlu PSM'de verdiği (ve iki encore yaparak şahane bir performans sergilediği) konserde yer yer ekrana verdiği QR kod ile Beren Saat'in yeni şarkısını dinleyicileriyle paylaştı. Kenan Doğulu, Beren Saat'i çok kısa sahneye davet ederken başarılı oyuncu dinleyicileri selamlayarak yerine geçti.
Şarkının kendisi ise ilginçtir bana Incognito'nun biraz 90'ların ilk yarısındaki işlerini anımsattı. Tribes, Vibes + Scribes ('92), Positivity ('93) ve 100° and Rising ('95) albümleri adeta acid jazz manifestosu niteliğinde funk enerjisi çok yüksek, çok özel ve zamanın ruhunu yansıtan albümler. Incognito müzikal açıdan benim de naçizane favori gruplarımdan biri. Bununla birlikte funk, acid jazz, house tarzının özellikle bu yıllarda görece zayıf kaldıkları nokta sözler oluyordu maalesef. Canavar gibi çalan müzisyenler, cayır cayır vokaller ve mest eden düzenlemelerin arasında sözler pek suya sabuna dokunmayan, bir şey anlatır gibi ama tam da değil gibi kalıyordu. Benzer hisleri Beren Saat'in parçasında da hissettim. Parça da lezzetli melodilerin, lezzetli cümlelerin dört yandan taştığı bir müzikal şölen olmadığından, tekli yani bir “single” olarak çok da etkileyici durmuyor. Velhasıl genel hatlarıyla parça için “Kötü diyemem!” (Kahve gurusu Ertuğrul Koçlar'a selam olsun...) fakat biraz eski duruyor.
Yani fikir ve uygulanış biçimi hedeflenen global sahnede bir 10-15 yıl geride kaldı sanki... Bu tabii ki şarkıyı "kötü" kılmıyor. Bu kadar profesyonel bir yaklaşımla yapılmış, iyi kaydedilmiş, iyi hazırlanmış bir şarkı elbette günün sonunda olmuş. Bir puan verecek olsam 10 üzerinden 5.5 ya da 6.0 verebilirim. Hatta Kenan Doğulu'nun caz alemine yakınlığına bizzat onu eşi Beren Saat ile KNOWER konserinde görüp tanıklık ettiğim için biraz da kanaat notuyla helalinden 6.5 çalışır.
Bunların yanında parçanın İngilizce yayınlanması ve isim olarak sadece “Beren” tercihi aslında başarılı oyuncunun müzik yolculuğuna daha global bir hedefle çıktığını gösteriyor. Özen konusunda ve işi ustasına bırakma noktasında Kenan Doğulu tüm imkanlarını kullanmış. Bunun için jeneriğe bakmak yeterli. Lakin herkesin gitmek istediği müzikal yöne saygı duymakla birlikte ben olsaydım yine Michael League'i yanıma alır, canavar bir müzisyen ve aranjör kadrosuyla jazz-rap, R&B, neo soul tarzında daha akustik ancak daha modern bir parça ortaya koyardım. Beren Saat için vokal tarzı olarak da biraz Noname'den biraz da Erykah Badu'dan esinlenirdim. Daha mı "iyi" olurdu bilmiyorum ama sanki zamanı daha iyi yakalamış (Evet, "Tutamıyorum Zamanı" şakası fırsatını değerlendirmiyorum) olurdu.
Sende Yorum yap